http://ozanlarmaras.blogspot.com/

Yükleniyor...

8 Ocak 2013 Salı

MUHSİN ÖZALP *


DOĞUMU:  K.Maraş'ın Elbistan ilçesinde (Çiçek Köyü) 1943 yılında doğdu.

ÖĞRENİMİ: Düziçi öğretmen okulundan mezun oldu.

GÖREVLERİ: Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra sendikacılık yapmaya başladı.

ÖZALP AİLESİ: Araştırmacı yazar Arif Bilgin, ÇİÇEK Köyü ile ilgili bir makalesinde; “ Bir de Çiçekli Özalp Ailesi"nin bir kolu vardır ki, rekor düzeyde yazar çıkartmış durumdadır. Tam 10 tane! Üstelik hepsi de aktif durumda. Bu kadar yazarı olan bir ailenin dünyada bir daha olduğuna inanmıyorum... İsterseniz okuyun ve siz karar verin! Kiminin bir, kiminin onlarca eseri olan üç kardeşi yazalım önce;
Abdulvahap Özalp, 2) Muhsin Özalp ve küçük kardeş 3) Ahmet Nuri Özalp.
Aynı şekilde kiminin bir,  kiminin yirminin üzerinde eseri olan çocuklara bakılım şimdi de; Abdulvahap Özalp"in yazar çocukları:
 4) Ertuğrul Özalp, 5) Ömer Hakan Özalp, 6) İsmail Kutlu Özalp, 7) Mehmet Nizamettin Özalp ve 8) Ayşe Raziye Özalp.
 Muhsin Özalp"in kızı 9) Zeynep Özalp"in ve Ahmet Özalp"in oğlu 10) Taha (Ali Görkem Uferin imzasıyla yazmaktadır) Özalp. Ailenin fertleri,  İstanbul"da yaşıyor ve bir fabrika gibi kitap üreterek ülke kültürüne inanılmaz katkılarda bulunuyorlar.” Diyor.

---------------------------------------------------------------

ŞİİRİ

Bahtı Karalı

Karşıdan bakınca gülü andırır 
Deli divâneyim gördüm göreli 
Pür alev sevdası yakar yandırır 
Bu zâlime gönül verdim vereli 

Gözümde hayâlin gezinir durur 
Uzansam yatağa beynime vurur 
Dallarım sararıp güllerim kurur 
Aşk bağına gönül sürdüm süreli 

Karanlık basarsa ağıp geliyor 
Sinsice ufuktan doğup geliyor 
Bir esip bin kere yağıp geliyor 
Başıma sevdasın sardım saralı 

Bu gârip arz eder hâlini canan 
Sana sunar canın malını canan 
Ölene dek bekler yolunu canan 
Aşkınla hülyalar kurdum kuralı 

Dökülür kâkülün kaşın üstüne 
Yolladığın selâm başın üstüne 
Ölürsem yazarsın taşın üstüne 
Ölmüştü gönlüne girdim gireli 

Muhsin’i işveyle kül ettin zâlim 
Beynime girerek kul ettin zâlim 
Yerden yere atıp pul ettin zâlim 
Kurbanlık olmaya vardım varalı

--------------------------------------------
Açmazsa Eğer

Dilim dönüp tarif edemez O’nu 
Gönlümü gözümü açmazsa eğer 
Hafsalam hayalle anlamaz O’nu 
Kibirle benlikten geçmezse eğer 

Çözmeye çalışan yaşar dıramı 
Sıralar binlerce sapkın kuramı 
Harman yapar helâl ile haramı 
Acele toplanıp göçmezse eğer 

Sonsuz hikmetini akıl alamaz 
Kudretini hiçbir kulu bilemez 
İhsânla lûtfine doyum olamaz 
İnsanlar inkara kaçmazsa eğer 

Hepimizi akşam sabah sesliyor 
Gönlümüzü sevgilerle süslüyor 
Karşılıksız kurdu kuşu besliyor 
Vergiyi savurup saçmazsa eğer 

Sapıkların kısmetini kesmiyor 
Tufan olup üstümüze esmiyor 
İsyankâra bile kızıp küsmüyor 
Gönüllü küfürü seçmezse eğer 

Sultanıma gönül versem az gelir 
Tavuk sunsam karşılığı kaz gelir 
Muhsin idraksize sözün naz gelir 
Mânâ çeşmesinden içmezse eğer

Bir Tanem

Sevdalı sayıklar yıllar geçse de 
Sevmeyince kollar sarmaz bir tanem 
Kara sevda çeken zehir içse de 
Açlar ölse toklar görmez bir tanem 

Sevdanın ateşi yakar içimi 
Ne söyleyim kendim yaptım seçimi 
Yolsam da faydasız akça saçımı 
Çöle giden çiçek dermez bir tanem 

Gönül vazgeçmeden izler peşini 
Hayal âleminde yaşar düşünü 
Mahşerde de arar bulur eşini 
Dert yakarken huzur ermez bir tanem 

Olur olmaz yerde zülüf tarama 
Çöller diyârında ırmak arama 
Tuz basma sevgilim derin yarama 
Sel yatağı pınar vermez bir danem 

Ben aşığım her mihneti çekerim 
Gamı gömer gülücükler ekerim 
Nolur bir kerecik baksan şekerim 
Derman dersen kimse yermez bir tanem 

Muhsin düşmeyesin gönül alına 
Çeşit çeşit huylar vermiş kuluna 
Anka kuşu konmaz çalı dalına 
Tiftiksiz hırkayı örmez bir tanem

Elhamdülillâh

Kendine tapan nefsi gerçeği tepen nefsi 
Ensesinden sıkıca tuttum elhamdülillâh 
Günaha sapan nefsi hâinlik yapan nefsi 
Zincirleyip zindana attım elhamdülillâh 

Zamana kıyan zevki ömürü yiyen zevki 
Harama kayan zevki imânı soyan zevki 
Helâle doyan zevki amacım diyen zevki 
Takıp yuları tutsak ettim elhamdülillâh 

Hürriyeti bağlayan azgınlaşıp çağlayan 
Kanla kini yeğleyen yürekleri dağlayan 
Yakıp çıkar sağlayan gösterişle ağlayan 
Arsız nefsin üstüne gittim elhamdülillâh 

Boş dâvâ çalan dili güçsüze kalkan eli 
Sırtımda gezen malı gerçeği örten şalı 
Şirke batıran yolu küllükte biten gülü 
Süre süre yılkıya kattım elhamdülillâh 

O’na gönül verince sanemleri yerince 
Yoluna post serince hizmetine girince 
Mahsülünü derince muradıma erince 
Dünyayı aşığına sattım elhamdülillâh 

Özgürlüğü bulunca mutlu mesut olunca 
Hayat nedir bilince şevkle yelip gülünce 
Muhsin aşka gelince kâlpten kiri silince 

Hiç yorum yok: