http://sairlermaras2.blogspot.com.tr/

Yükleniyor...

7 Eylül 2014 Pazar

ZİYAÎZÂDE HACI MEHMET EFENDİ



KİMDİR: İlim Adamı. Profesör.

SOYU: Ailenin ismi daha sonra Dayızâdeler olarak anılmıştır.

DOĞUMU: Maraş’ta 1847’de doğdu.

ÖĞRENİMİ: Öğrenimi ayrıntılı olarak bilinmemektedir.

GÖREVİ VE YAPTIKLARI:  Maraş’ta müderrislik yapmıştır. Maraşın kurtuluş savaşına katılmıştır.
  
KİŞİLİĞİ: Gayrimüslimlerin dahi sevgisini kazanmıştır.

ÖLÜMÜ: 1921’de vefat etmiştir


ZEYTÛNÎZÂDE ALİ EFENDİ



KİMDİR: İlim Adamı. Kadı.

DOĞUM YERİ: Zeytun’da doğdu.

YAŞADIĞI YÜZYIL: 16. Yüzyılın sonu ile 17. Yüzyılın ilk yılarlıda yaşadığı söylenebilir. 

SOYU: Uzun boylu olmasından dolayı Uzun Kasım lakabıyla anılan Kasım Efendi’nin oğludur.

ÖĞRENİMİ:   İlk tahsilini Zeytun’da tamamlar.

GÖREVİ VE YAPTIKLARI

1.    İstanbul kadısı Karesili Hasan Efendi’ye mülâzım olur.
2.    Balaban Paşa Medresesi’ne müderris olarak atanır.
3.    1565’de Trabzon Sultaniye’sinin müftülük ve müderrisliğine getirilir.

ÖLÜMÜ: Zeytun kadısı iken 16. Yüzyılın sonunda veya 17. Yüzyılın başlarında vefat eder.

ESERİ: Hidaye ve Miftah şerhleri üzerine çalışmalar yaptığı bilinmektedir.


HALİL ŞEREF EFENDİ



KİMDİR: İlim Adamı.

SOYU:  Hayati Ahmet Efendinin oğludur. Hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. 

GÖREVİ VE YAPTIKLARI:  Bağdat’ta medrese hocalığı yapmıştır. 

ÖLÜMÜ: Memleketine dönüş tarihi olan 1850’de vefat etmiştir.

ESERLERİ:
1.    Ravzatü’l-Eşraf fi’l Muzafi ileyh ve’l-Muzaf,
2.    Sümbülzade Vehbî’nin Nuhbe’sini Şerh,
3.    Bakü’lü Kudsî’nin Esrarü’l-Melekût’una Şerh,
4.    İmam-ı Sealebi’nin Simarü’l-Kulüb’üne Şerh,

5.    Muhammed Emin Muhibbi’nin Mayeûlü aleyh’ine Şerh,
6.    Ma Yeul’dur. 

ABİD EFENDİ


KİMDİR: İslam gizemcisi, sofi /sûfî (Mutasavvıf. )

DOĞUMU: 1860’da, Maraş’ın Yürükselim (Çavuşlu) mahallesinde doğdu.

SOYU: Şakir Efendi’nin yiğenidir. Evliyaoğlu denilen sülaledendir. Torunu Mehmed Evli’de, Osmanlıdan kalma seyidlere mahsus secerename var.

SEYYİT: Peygamber Efendimizin soyundan gelmedir.

ÖĞRENİMİ:  Amcasından hem zahir hem batın icazeti aldı, böylece Rıfai ve Kadiri şeyhi oldu. Daha sonra amcasının işaretiyle Muhammed Hilmi Darendevî hazretlerine intisab etti. Kısa zamanda şeyhinin dikkatini çekti.
---------------
AÇIKLAMA
1. Bir gün tekke arkadaşları ve mürşidi ile ilkbahar gezmesine giderler. Dönüş yolunda yağmura tutulurlar. Bir yere sığınmışlar. Yağmur kesilmiş, sel durmuş ama geçecekleri derenin üzerindeki köprüyü sel götürmüş. Hocaları Muhammed Hilmi Efendi; “Eyvah köprüyü de sel götürmüş!” buyurunca;
Abid Efendi Besmele çekip kendisini sel götüren köprünün yerine bırakmış. El ve ayağı ile köprü kazığına tutunarak; “Efendim buyurun buradan geçin!..” demiş.
Bu duruma çok duygulanan Muhammed Hilmi Efendi kısa bir süre sonra, Abid Efendiyi, Duraklı Camiinde erbaine almış. Erbain sonunda, sözlü ruhsat ve icazetle şereflendirilmiş.
2. Abid Efendi, soyadı kanunu çıkınca “Evliyaoğlu” soyadını almak ister ve böyle de yazar. Ancak Nüfus idaresi, Evliya soyadını alan başka bir aile bulunduğundan ve yeni kanunda “zade” ve “oğlu” gibi ifadeler yasak olduğundan soy isim kısalıp “Evli”ye dönüştürülür.
 -----------
Erbain: Kırkıncı Gün anlamına gelen kelimenin yüklendiği anlam, yeryüzündeki en büyük anma törenlerinden biridir.
•     Şiilikte, hicrî takvime göre Aşure Gününden 40 gün sonra gelen Safer ayının 20'inci gününe verilen isimdir. Bu günde Muharrem ayının Onuncu günü olan Aşure Gününde Kerbela'da şehit edilen İmam Hüseyin ve 71 taraftarının anısını canlı tutmak için anma törenleri de düzenlenmektedir.
•     İslam dünyasında kırk günlük riyazat ve halvet  olarak bilinen uygulamanın zamanıdır. Bu, 40 günde maddî bağları azaltıp mânevî tarafı kuvvetlendirmek için kırk gün az yemek, az içmek, az konuşmak, az uyumak, çok ibâdet etmek gerekir. Buna çile de denir. Buna bağlı olarak bu çile iki şekilde olmaktadır: Çile-i Merdan ve Çile-i Zenan.
•     Çile-i Zenan; kadınlar tarafından kırk gün boyunca gündüzleri hiçbir şey yemeden ve içmeden yapılan oruç ibadetidir.

•     Çile-i Merdan ise;  40 gün boyunca kırk öküz kesilip bunlardan yapılan yahninin yenilmesi ile yapılan çiledir. Lakin bu çile sırasında su içilmez.

---------------

HALÎLÎ-İ MAR’AŞÎ

KİMDİR:  XVI. asrın mutasavvıf şairlerinden Halîlî-i Mar’aşî, Fatih Sultan Mehmet devri hattatlarından, Türk hat sanatının üstadı Amasyalı Şeyh
Hamdullah’ın hocası Hayreddîn-i Mar’aşî neslindendir.

Şairin künyesi; Halîl bin Yûsuf bin Hayreddîn bin Hatib’dir.

EN ESKİ OZAN: Halîlî-i Mar’aşî, bugünkü bilgilerimize göre eserleri günümüze intikal eden en eski Maraş'lı divan şairidir.  Aynı zamanda bir Halveti mürşidi olan şairin telif ve tercüme birçok eseri bulunmaktadır. Eserlerinin hemen hepsi dinî-tasavvufi muhtevalıdır. Telif ve manzum eserleri içinde; “Dîvânçe-i Hâlîlî-i Mar’aşî”, “Etvâr-ı Seb’a” ve “Ravzatü’l-Îmân”ı en tanınmış olanlarıdır.

ŞİİRİNİN DEĞERİ: H. Maraşi’nin  eserlerinin Konya, Manisa ve İstanbul gibi kültür merkezleri ile yurt dışında birçok nüshalarının bulunması onun, zamanında rağbet edilen bir şair olduğunu göstermektedir.


TÜRBESİ: Halîlî-i Mar’aşî’nin türbesi Konya Musalla Mezarlığında bulunmaktadır.

----------

HACI ÖZER DOĞUÇ


KİMDİR: Bestekâr.

DOĞUMU: Elbistan’da 1929’da doğdu.

ÖĞRENİMİ: İlk ve ortaokulu Elbistan’da liseyi Ankara’da okudu. A.Ü. Tıp Fakültesi ikinci sınıftan ayrıldı.

GÖREVİ VE YAPTIKLARI: Çalışma hayatına İzmir’de atıldı. Lokantacılık ve pastacılık yaptı. Maliye memuru ve nahiye müdürü olarak görev aldı.

EDEBİ YAŞAMI: Müziğe ilgi duydu. Keman, ud ve tambur çalarak besteler yaptı. Halk şiirleri yazdı ama yayınlamadı. Aruz vezniyle yazdığı yirmi iki şarkı 1961’de Hepsi Hayal – Hepsi Hakikat adıyla yayımlandı.


ESERİ: Hepsi Hayal – Hepsi Hakikat.


ÖLÜMÜ: 1982’de vefat etti.

--------


KANADIKIRIKZÂDE ALİ EFENDİ

DOĞUMU: Doğum yeri ve yılı hakkında bilgi bulunamayan Ali Efendi,

ÖĞRENİMİ:  Küçük yaştan itibaren ilim öğrenmeye başlamış, Kayseri ve İstanbul'da çeşitli hocalardan ders almıştır. Daha sonra Mısır'a gidip değerli bilgin ve ermişlerden ders alan Ali Efendi, Yavuz Sultan Selîm'in Mısır'ı fethinde orada idi. Yavuz Sultan Selîm Han, ilminin yüksekliğini işittiği Ali Efendi ile görüşüp onu Maraş Müftülüğüne görevlendirdi. Bu görevde iken birçok bilginin yetişmesine de vesile oldu.

ÖLÜMÜ: Ali Efendi, vefât edince Maraş’ta bulunan Şâzibey Câmii bahçesine defnedildi. Kabri yöre halkı tarafından ziyâret edilmektedir.

AÇIKLAMA: Seksenbeş yaşında Tekereklerden bir eşrafın kızını ister. Kızın babası düşünür. “Bu yaşta…   verdim,” der. Evlenir. İkiz çocukları olur ve Kanadıkırıklar bu aileden türerler.

Mısır’ı fethi sırasında,  Yavuz Sultan Selîm Han, tarafından ilminin yüksekliğini nedeniyle Maraş Müftülüğüne tâyin edilen Ali Efendi, Bayazıtlılarla Dulkadiroğulları arasında süre gelen çatışmada tüm neslini kaybeder. Maraş’ı terk etmek ister. Engel olmaya çalışanlara: ‘Kolum kanadım kırıldı,’ diye cevap verir. Bu arada, Tekerek Köyünün imamı devreye girerek seksenbeş yaşındaki bilgine kızını vererek kalmasını sağlar.   Aile yeniden türer. Bu aileye ‘KANADIKIRIKLAR’ denmesinin nedeni budur.

-------------