http://sairlermaras2.blogspot.com.tr/

Yükleniyor...

12 Mayıs 2015 Salı

FATİH EKEN *


DOĞUMU:  1964 yılında, Maraşta doğdu.
ÖĞRENİMİ 
İLKOKUL: Kurtuluş İlkokulunda,
ORTA-LİSE: İmam-hatip Lisesinde okurken altıncı sınıftan ayrılmak zorunda kaldı.
GÖREVİ VE YAPTIKLARI 
Ticarete atıldı. Sırasıyla:
a. Tuhafiyecilik, temizlik malzemeleri alım satımı ve asansörcülük,
b.Kendi adına Hac ve Umre Bürosu işletmektedir.
MEDENİ DURUMU: İki kız, bir oğlan babasıdır.

ESERİ: Çok sayıda  yeteneğin katıldığı bir şiir yarışması düzenledi. Yarışmadan elliden fazla şairin şiirine yer vererek bir şiir antolojisi hazırladı.


11 Mayıs 2015 Pazartesi

MUZAFFER KAPLAN *


KİMDİR: Hüsnü Hat Sanatçısı
DOĞUMU:  1956 yılında, Maraşın  Kadılı (Kale) Kasabasında doğdu.
ÖĞRENİMİ 
İLKOKUL: Kale Kasabası ilkokulunda,
ORTA-LİSE: İmam-hatip Lisesinde,
ÜNİVERSİTE:  Ankara Eğitim Enstitüsünde okudu.. 
GÖREVİ VE YAPTIKLARI 
1997-2007 yılları arasında,
a. Maraşta,
b. Sivasta, öğretmen olarak görev yaptı.  
HÜSNÜ HAT: Sanat ile ilgili olarak 1994 yılından sonra 12 yıl ders aldı.
Odasında iki masası var. Yerine göre bu masalardan uygun olanı çalışmak için kullanıyor. Masalardan biri tamamen deri kaplama. Çizim bunun üzerinde daha güzel yapılır diyor.
Bir masada usanırsam diğerine geçiyorum diyor ama aslolan öyle değil. O andaki çalışmasına hangi masa uygunsa…
DERS: Haftanın belirli günlerinde ders veriyor.
Ders yerleri;
a.   Halk Eğitim Müdürlüğü.
b.   Gençlik Merkezi.
MUSHAF: İran, Suriye, Lübnan, Suudiarabistan basımları dahil olmak üzere 65 ayrı Kur’anı bulunmaktadır. 
MEDENİ DURUMU: Evli.

Dünyanın en önemli Kuranı olarak bilinen 13,5 kğ. Ağırlığındaki Kurana sahip.
Kanuni Kuranı olarak bilinen bu kitabın yazılma süreci şöyle olmuş:
Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile Hattat Ahmet Karahisari tarafından yazılmaya başlanan Kur'an-ı Kerim, 16. yüzyılın en büyük şaheserlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Orijinali 61.5x42.5 santimetre boyutunda olan eserin 220 yaprağı 1554-1555 yılları arasında Ahmet Karahisari, 80 yaprağı ise 1584-1587 yılları arasında manevi evladı Hattat Hasan Çelebi tarafından yazılmış. Süslemeleri ve cildi ise 1584-1596 yılları arasında nakkaşlar tarafından tamamlanmış.

Kanuni Sultan Süleyman, 3. Murat ve 3. Mehmet olmak üzere 3 padişah döneminde yazılabilen Osmanlı dünyasının en güzel ve en büyük Kur'an-ı Kerim'inde nakkaşlar, müzehhipler ve ciltçiler tüm hünerlerini ortaya koyarak bu şaheseri ortaya koymuşlar. Ahmet Karahisari Mushaf-ı Şerifi adıyla bilinen Kur'an-ı Kerim, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hırka-i Saadet kitapları arasında 5 numara ile kayıtlı bulunmakta.
----------------------
Not: Sanatçının fotoğrafı eklenecek.
DEĞİŞTİR
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

9 Mayıs 2015 Cumartesi

AHMET TEMİZEL *

KİMDİR: Şu anda (2015 tarihi itibariyle), üniversitedeki görevinin yanında,  kendi adına işlettiği özel dershanesinde görevini yapmaktadır.
DOĞUMU:   1964 yılında, Maraşın 
 Yenicekale Nahiyesi, Kötekli Obasında doğdu.

ÖĞRENİMİ 
İLKOKUL: Yenicekale/Yeniköy, Kötekli Obası İlkokulunda,
ORTA-LİSE: İmam-hatip Lisesinde,
ÜNİVERSİTE:  Konya Selçuk Üniversitesi / Fen Fakülsesinde okudu.  
GÖREVİ VE YAPTIKLARI 
a. Konyada,
b. Şavşat ,
c. Antalya lisesinde görev yaptı.  
1991 yılında istifae edip kendi özel dershanesi kurdu. 2011 yılında Antalya üniversitesinde öğretim görevlisi olarak göreve başladı.  

YAZAR:  Çeşitli yayınevine dershane kitapları hazırladı. 

----------------------------------------------------------------

9 Mart 2015 Pazartesi

MUSTAFA KOYUNCU




DOĞUMU: 1944 Yılı Maraş doğumlu. Hani eskilerde çift minareli tek camisi vardı Maraş’ın, işte o mahalleden. Anasına doğumunu sordu da şu cevabı aldı: "Yazdan önceki mevsimdi doğduğun".

İLK OKUL: Turan İlkokulunu bitirdi.

LİSE: İmam Hatip Lisesini bitirdi.

ÜNİVERSİTE: 1964 / 1968 yılları arasında Konya Yüksek İslam Enstitüsünü bitirdi.

GÖREVİ: Kırk iki yıl.

KAÇ YILI İDARECİLİK: 1975 yılında başladığı idareciliği emeklilik tarihine kadar götürdü.

EMEKLİLİK TARİHİ: 2010.

EDEBİ HAYATI: Görünüşte edebi hayatı yoktur. Aslonan bu değildir. Kırk iki yıllık görevinde, yüzlerce kişiye yön verdi. O bir edebiyat sevdalısı. Binlerce öğrencisi içindeki şiire, sanata meyilli olanları bildi, tanıdı. Her fırsatta korudu. Yüzlerce edebiyatçının  yetişmesine öncü oldu.

KOCA MÜDÜR: 28 şubat sürecinde, öğrenci sayısı on binin üzerindedir. Dört yüz elli öğretmen ve yirmi yedi müdür yardımcısının başıdır Koyuncu Hoca. İl ve İlçelerin okul müdürlerini zaman zaman toplar vali. Yine toplantının yapıldığı bir gün, Vali Mustafa Hocayı işaret eder: "Koca müdür, kalkar mısın. Andırın kaymakamı sen de kalkar mısın? İşte bu adamın nüfusu, senin (Andırın'ın) nüfusundan fazladır. Senin nüfusun yedi bin, Koca Müdürün nüfusu on bin."  Bu olaydan sonra, Mustafa Koyuncu "Koca Müdür" diye sıfatlanır.   
TEFTİŞ: 15-20  kişilik bir gurup yirmi sekiz şubat sürecinde teftişe gelirler. Ramazan ayı boyunca Maraş’ta kalırlar. Koyuncu Hoca İmam Hatip Lisesinin Müdürüdür. Lisede;  Meslek dersi hocalarından başka Türkçeci, matematikçi, edebiyatçı ve Fransızcacı tesettürlü öğretmenlerdir.
Müfettiş başı:  "Haydi, meslek dersleri öğretmenlerini  anladık, diğer derslerin hocalarının bir kısmı da tesettürlü. Bunların başlarını açtıracaksın. Öte yandan kız öğrencilerin tümünün başı kapalı. Bunların da başlarını açtıracaksın", der.  
O öğretmenleri çağırır: "Size tesettürü açacaksınız diyemem, özgürsünüz. Fakat çıkarılan genelge de işte". 

Koca Müdür olarak ünlenen Koyuncu hoca müfettişlere: 
Bir tarafta 15 kişi, diğer tarafta zor durumda olan Koyuncu hoca. Mustafa Koyuncu. "Kimseyi zorlayamam", diye düşünür. Müfettiş başı diretince de: "Ben bir idareciyim, baskıcı değilim. Genelge özgürlüğü engelliyor.  Benim müdürlüğümü alırsınız….. ama öğretmenliğim kalır. Başka bir okulda devam ederim. Efendim, bu hanımlara başınızı açınız diyemem. Buyurun siz deyin, siz açtırın. Eğer açacaksınız, dersem, adım; Koca Müdür yerine, Gavur Müdür olur. Benden lütfen böyle bir şey istemeyin.  Ben,  Emr-i İlahiyeye inanıyorum.
“Sizin kaldığınız otelin yanı başında bir heykel var. Sütçü İmam olayını yorumlar. Tesettürlü Müslüman iki kadına saldıran Fransız-Ermeni askerlerine ilk kurşunu atan Sütçü İmamı… Sütçü İmam böyle yapmakla yalnız Maraş’ın değil, Türkiye’nin savaşını başlatır.  Kurtuluş savaşı bu olaydan sonra başlamıştır. Siz bu tesettürün arkasında benim değil, tüm Maraş halkının olduğunu düşünün. Bu bayanların örtüsüyle uğraşmakla Maraşlıya savaş  açıyorsunuz. ”  
İşte bu tartışmanın neticesi:  Günler sonra rapor gelir.  “Her şey yolunda, ama kılık kıyafete biraz dikkat edilmeli", ibaresi dikkat çeker raporda.

TEHLİKELİLER: Demirel reisi cumhurdur. Maraşa geliyor. İleri gelenler Cumhurbaşkanının yanında. Dört isim var şehrimizde görevinden alınması gerekenler. Bu isimler Cumhuriyetin ilkelerine ters. Bunların muhakkak alınması gerekir. İsimler: 1. Mustafa Koyuncu (İmam Hatip Lisesi Müdürü), 2. Ali Sezal (Belediye başkanı), 3. Vali (Atilla V), 4. Müftü. Temizlik listesi; 11 Şubatta Demirel’e verilir. Demirel, yirmi dört saat süre ister Mustafa Koyuncu’nun alınması için. Evet, hocanın  13 Şubatta görev yeri değiştirilir. Ama yine idarecidir. Yalnızca bir liseden alınarak başka bir liseye verilmiştir.

SENİ KORUYAMADIM: "Seni koruyamadım, dedi vali Mustafa Koyuncuya makamında. Bu yüzden hayıflandım". Vali de biliyordu ki, Maraş’ta  böyle idarecinin yetişmesi biraz zor. Biraz değil, çok zor. on bin kişiyi eğitiyordu. Yüzlerce öğretmen. Bir gün sonranın proğramını geceleri düşünerek kuruyordu.  

------------------------------------------------------------------------------- 

ANILARINDAN 

Bir gün yolda yürürken iri bir adam hocaya koltuk atar ve koluna girer. Hoca şaşkındır, bir o kadar da heyecanlı
"Beni tanıdınız mı?" der adam.
"Hayır." 
mustafa koyuncu - maras ile ilgili görsel sonucu"Ben sizin öğrencinizim. Hani saçlarım çok uzundu ya! Beni uyardınız, ama ben aldırmayınca saçıma makas attınız. Saçımı sağ tarafa atınca makas izi kapanıyordu. Günler sonra yine traş olmamı söylediniz. Ben de; param yok deyince, bana yirmi lira verdiniz. İki liraya traş oldum. On sekiz lira cebimde kaldı. Kendimi zengin sanıyordum." diyor adam.



------------------------------------------------------------------------------- 




29 Kasım 2014 Cumartesi

SERDAR YAKAR

DOĞUMU: 1965’de Maraş’ta  doğdu.

ÖĞRENİMİ: İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra, M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetiminden 1987 yılında oldu.

EDEBİ HAYATI: İlkyazı çalışmalarına Kayseri’de başladı.  Üniversite öğrencilik yıllarında ulusal gazetelerde kültür sanat sayfaları hazırladı. “Kadın ve Aile”ve “Gül Çocuk” dergilerinde Yazı İşleri Müdürü, Timaş Yayınları’nda Editör olarak çalıştı.
Yazı çalışmaları; İslam, İlim ve Sanat, Altınoluk, Kadın ve Aile, Gül Çocuk, Sur, Mavera, Uzunoluk, Kurtuluş, Erciyes, Dört Mevsim Maraş ve Alkış gibi dergilerde yayımlandı.

GÖREVİ VE YAPTIKLARI

1. 1992 Yılında Maraş Belediyesinde memur olarak göreve başladı. 
2. Bir süre, Belediye Özel Kalem Müdürlüğü görevini vekâleten yürüttü. 
3. Yazı İşleri Müdürlüğü görevini 1993 yılından itibaren aralıksız olarak 12 yıl sürdürdü.
4. Bir grup arkadaşıyla birlikte kurduğu Ukde Basın Yayın ve Organizasyon bünyesinde haftalık “Ukde Haber” gazetesi, ve “Kurtuluş” dergisinin yanı sıra kitap yayıncılığı yaptı. 
5. Yerel bir  TV’de haftalık “Ukde Sanat Edebiyat” programları düzenledi.
6. Birçok sivil toplum kuruluşunun üyesi veya kurucuları arasında yer aldı.
7. 2003 Şubatında K. Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, Yüksek Lisans programını tamamlayarak, “Yerel Yönetimlerde Alternatif Hizmet Sunma Yöntemleri: Kahramanmaraş Belediyesi Örneği” adlı çalışması ile “Kamu Yönetimi UzmanıUNVANINI aldı.
8. 2004’de Maraş Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne atandı.

MEDENİ DURUMU: Evli ve 3 çocuk babasıdır.

ESERLERİ

1. Memleketime Dair (Tarihi, Ekonomisi, Sosyal Yapısı ile Kahramanmaraş), 1995.
2. Gönül Dostu Mehmed Zahit Kotku ve Bağlanma, 1995.
3. Necip Fazıl ve Mücadelesi, 1996.
4. Kurtuluşa Dair Üç Eser (Derleme), 1996.
5. Hayatı ve Mücadelesi İle Hafız Ali Efendi (Yıldırım Alkış ile müşterek, 1998).
6. Yerel Yönetimlerde Alternatif Hizmet Sunma Yöntemleri, 2003.
7. Kahramanmaraş’ta Ceridoğulları, (Ömer Kaya ile müşterek, 2003).
8. İstiklâl Savaşında Maraş, (Yaşar Alparslan ile müşterek, 2008).
9. Âşık Durdu Mehmet Yoksul (Âşık Mahfuzî) Hayatı ve Şiirleri, (müşterek, 2008).
10. Âşık Mustafa Zulkadiroğlu Hayatı ve Şiirleri, (Yaşar Alparslan ile müşterek, 2008).
11. Dulkadir Beyliği Araştırmaları I-II, (müşterek, 2008).
12. Memleketime ve Şahsıma Dair Bir Hukuk Mücadelesi, 2009.
13. Muhammed Kâmil Ağdaş (Bahçeci Hoca) Hayatı ve Şiirleri, (müşterek, 2009).
14. Maraş’ta Divanından Parça Kalmış Halk Şairleri, (müşterek, 2009).
15. Türk Edebiyatında Maraşlılar, (müşterek, 2009).
16. Seyâhatnâme, Şehir Târihi ve Coğrafya Kitaplarına Göre Maraş, (müşterek, 2009),
17. Maraş Meşhurları, (müşterek, 2009),
18. Muhtelif Cönklerden Maraş Halk Şâirlerine Âit Şiirler, (müşterek, 2009),
19. Elbistan ve Maraş’ta Dulkadir Oğulları Hükûmeti, (Arifî Paşa’dan, müşterek, 2011)
20. Eski Maraş’ta Âlim Çıkarmış Âileler, (müşterek, 2011),
21. Dostozan (M. Hanifi Sarıyıldız) Hayatı ve Şiirleri, 2012.
22. Maraş Milli Mücadelesinde Bayrak Olayı ve Aşıklıoğlu  Hüseyin, 2012.
23. Maraş-Fransız Harbi Belgeler-Hatıralar (müşterek, 2012).
24. Şeref Turhan’ın Bütün Şiirleri, 2012.
25. Maraş Milli Mücadelesinde Şeyh Ali Sezai Efendi, 2012.
26. Kahramanmaraş’ın Öyküsü (Mahalle, Cadde, Bulvar, Sokak, Park), 2013.
27. Kahramanmaraş’ta Sezai Karakoç Sempozyumu (müşterek), 2014.
28. Maraş Milli Mücadelesinde Hüsameddin Karadağ,  2014.
29. Maraş Milli Mücadelesinde Arslan Bey,  2014.
30. İstiklâlden İstikbâle Bir Hayat Mücadelesi Ali Rıza Pişkin, 2014.
31. Maraş Milli Mücadelesinde Önden Gidenler,  2014.
32. Maraş Milli Mücadelesinde Uzunoluk ve Adil Bağdadlıoğlu,  2014.
33. Ahmet Çıtak Hayatı ve Şiirleri, 2014.

----------------------------------------------------------------

NOT: Yazarın eserleri, 29 Kasım 2014 tarihi itibariyledir. Kaynaklarda eserlerinin farklılık gösterdiği aşikardır. Keza bir çok kaynakların  bir diğerinden kopyaladıkları kesindir. Güncellenmeyen bu kaynaklarda eserlerinin sayısı 15 civarındadır. Ama asıl olan rakam böyle değildir. Doğruyu yakalamam için yazarla iletişime geçerek eserlerinin sayısının, yukarıda zikrettiğim tarih itibariyle 33 olduğu bilgisine sahip oldum.

MUSTAFA KÖŞ

DOĞUMU:1965 Yılında K. Maraş’ın Afşin İlçesinde doğdu.

ÖĞRENİMİ: İlkokul, ortaokul ve lise tahsilini Afşin’de tamamladı.

ÜNİVERSİTE: Anadolu üniversitesi Açıköğretim Fakültesi;
a.  Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünü, tamamladı.
b.  İşletme Bölümünü okudu.
GÖREVİ
VE
YAPTIKLARI

1. Afşinde çeşitli okullarında vekil öğretmen olarak görev yaptı.
2. 1988- 1996 yıllarında Afşin Belediyesinde Hesap İşleri Memuru olarak görev yaptı.
3. Afşin ilçe Nüfus Müdürlüğüne 1996 yılında Memur olarak atandı. Halen Nüfus Memuru olarak görev yapmaktadır.

EDEBİ HAYATI:  Afşin’in Sesi ve Yeşil Afşin, Elbistan’ın sesi gazeteleri ile  Ulusal Basın olan Star, Akit ve Türkiye gazetelerinde çeşitli yazı ve makaleleri yayımlandı.

MEDENİ DURUMU:  Evli ve 3 çocuk babasıdır.

ÖDÜL:  2014 Yılı Eshab-ı Kehf başarı ödülne Araştırmacı Yazar Mustafa KÖŞ layık görüldü. Din- Bir-Sen tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 8'incisi düzenlenen Eshab-ı Kehf başarı ödülleri dağıtım töreni onikişubat Kurtuluş parkında bulunan Konak Restaurantta düzenlendi.

ESERLERİ: Afşin’in Bilinmeyen Tarihi kitabının yanı sıra, Güney Cephesinde Milli Mücadelede Afşin ve Seyahatnamelerde Eshab-ı Kehf adlı çeşitli araştırma ve çalışmaları devam etmektedir.

 “Tarihte Afşin’imizin geçmişine baktığımız zaman birçok uygarlıklara beşiklik yaptığını görürüz. Afşin’imizin tarihteki isimleri; Hititler döneminde Arpasus, Asurlular ve Romalılar döneminde; Arabissos. Bizanslılar döneminde; Aramisos, İslam Kaynaklarında Efsus’tur. Namı diyar Meşhur Afşin (Efsus) Şehri Selçuklular tarafından fethedilmiştir. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde resmi ismi Efsus yöresel ismi Yarpuz olmuştur. Selçuklular döneminde Efsus sancağı bölgesi olarak önemli yerleşim yerlerinden biriydi. Aynı zamanda Efsus Sancağına Eshab-ı Kehf’in sancağı olarak Selçuklular Afşin-Efsus şehrine çok büyük önem vermişler ve hizmet etmişlerdir. Afşin-Efsus Şehrimize Selçuklular –Danişmedliler-Dulkadiroğullar-Osmanlılar büyük önem vermişlerdir. Kent, Dulkadirliler ve Osmanlı döneminde Efsus olarak tanınmıştır.”

Bu yazının sahibi Mustafa KÖŞ’tür.


26 Ekim 2014 Pazar

MEMİŞ-İ TAHİR EFENDİ / MARAŞLI AHMED TÂHİR


KİMDİR: Düşünür-İslam Gizemcisi – Sofi.

•     Beyazıt’taki Küllük Kahvehanesinde, Beyazıt Devlet Kütüphanesindeki odasında ve yaz aylarını geçirdiği Çengelköy’deki Sultan Vahdeddin Köşkü’nde kabul edip sohbet yoluyla kişileri irşat etmiştir.
Tarikat silsilesi Ahmed Amiş Efendi, Ömer el-Halvetî, Bosnalı Mehmed Tevfik Efendi vasıtasıyla Halvetî-Şâbânî tarikatının Kuşadası kolunun pîri Kuşadalı İbrâhim Efendi’ye ulaşır. Küllük Kahvehanesinde yaptığı sohbetlere: Evrenoszâde Sâmi Bey, Mustafa Efendi Hasan Nevres, Miralay Hilmi Şanlıtop, Muzaffer Ozak, Mehmed Ali Yitik, Vehbi Güloğlu, Fethi Gemuhluoğlu gibi müridlerinin yanı sıra Babanzâde Ahmed Naim Bey, Muhiddin Raif, Neyzen Tevfik, Abdülbaki Gölpınarlı gibi dönemin önemli şahsiyetleriyle üniversite öğrencileri katılmıştır. Özellikle Mevlânâ ve Meŝnevî konusunda Ahmed Tâhir Efendi’den istifade eden Abdülbaki Gölpınarlı’nın birkaç defa ona intisap etmeyi istediği, ancak onun bunu kabul etmediği bilinmektedir.

----------------------------------------------------------------------

SOYU: Babası, Meraş Vilayet katibi, Berberzade Mehmed Nafi Efendi, Annesi; Hızan oğlularından Esma hanımdır.

DOĞUMU: 1881 veya 1882’de Maraş’ta doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları, Maraş’ta geçti.

ÖĞRENİMİ
İLK TAHSİLİ:  İlk ilim tahsiline Maraş’ta başladı. Gençliğinde Duruş Efendinin sohbetinde bulundu.

ORTA: Daha sonra ilim talebi için, Kayseri’ye gitti. Burada Medresetül Ula’yı bitirdi.

YÜKSEK ÖĞRENİM: Hüseyin Avni ve Yusuf Bahri adındaki arkadaşları ile İstanbul’a gitti. Medresetül Kuzat’a kaydoldu. Bu arada medreseden, Darûl Funun’a çevrilen Üniversitenin de ilk talebeleri arasında oldu.

SINIF ARKADAŞLARI:  Ömer Nasuhi Bilmen ve Bekir Hakî Yener’di. Bu esnada; Gümüşhaneli Ahmed Ziyauddin Efendi’den Nakşi hilafeti ve Kuşadalı İbrahim Halveti’den, Halvetiye hilafeti aldı.

HOCASI: Fatih Türbedarı, Ahmed-i Amiş Efendiye intisab etti. Kısa sürede seyr-i sülukunu tamamlayıp Hilafet-i Tamme ile şereflendi.

GÖREVİ VE YAPTIKLARI:
1.    Birinci Cihan Harbinde, askerliğini Kafkas cephesinde 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa’nın yanında hukuk müşaviri olarak tamamladı.
2.    Bu arada 1915-19 arasında Sivas/Suşehri kadısı ve kaymakamı olarak görev yaptı.
3.    Daha sonra İstanbul’a gelerek, bir yanda Ayasofya Camii imam ve hatipliği yaparken,
4.    Diğer yandan, Süleymaniye Kütüphanesi tasnif heyeti azası oldu.
5.    Bu esnada mürşidi Ahmed-i Amiş Efendi 9 Mayıs 1920’de vefat etti. Yerine baş halifeleri, Kayserili Mehmed Tevfik geçerse de, onun da 26 Haziran 1927’de vefatı üzerine Halvetiyye tarikatı postuna oturdu.
6.    Ayasofya camiindeki görevi 24.11.1934’de Ayasofya müze oluncaya kadar devam etti.
7.    1941’de Beyazid kütüphanesinde Hafız-ı Küttaplığa (Kütüphane Müdürlüğüne) getirildi.
8.    Bu görevle birlikte, Sultan Ahmed ve Nuriosmaniye Camilerinde vaaz etmeye başladı.
•                             
AYASOFYANIN SON İMAMI: Ayasofya’nın son imam ve hatibi oldu.

EVLİLİK: 1936’da 49 yaşındayken, Behice hanımefendi ile evlendi.
DİPLOMALAR: Sahip olduğu hukuk, fen ve ilâhiyat diplomalarının kendisine tasavvuf yolunda hiçbir faydası olmadığını söyler.
EMEKLİ: 1951’de emekliye ayrıldı.

ÖLÜMÜ: Dostlarına yaptığı ziyaretlerinden birinde, Nisan 1954’te, Sahaflar Şeyhi Muzaffer Ozak hocanın dükkânından çıkarken ayağı kayar ve uyluk kemiği kırılır. Üç ay sonra mide kanaması geçirip, Haydarpaşa Numune Hastanesine yatırılır. Üç gün sonra da 10.7.1954 tarihinde gece yarısı Hakkın Rahmetine kavuşur.
MEZARI: İstanbul Fatih Camii haziresindeki, Mürşidi, Ahmed-i Amiş Efendinin kabri yanına defnolundu.

ESERLERİ

1. 131 Vecizesi, Muhabbet Üzerine adlı kitapta yer almaktadır. Burada ayrıca mensuplarından Ömer Lutfi Toygar’a yazılmış on beş mektubu da bulunmaktadır.

2. Yirmi dört vecizesiyle bazı mektuplarından seçme parçalar Abdullah Kucur tarafından yayımlanmıştır.

3. Üstadı Ahmed Amiş’in methine dair Farsça bir manzumesiyle Sultan Ahmed ve Nuruosmaniye Camilerinde verdiği bazı vaazlarından derlenmiş bir metnin bulunduğu kaydedilmekteyse de bunlar henüz yayımlanmamıştır.


-----------------------------------------------------

AÇIKLAMA

Ahmed Tâhir Efendi’nin: “Resûlullah Allah’ın harem dairesidir; insan bir ağaca benzer, kökü Allah, gövdesi Muhammed, yaprakları da kendisidir; kişi çalışarak köküyle gövdesini bulmalı; mükevvenat bütün ayrıntılarıyla beraber insanın kendisinde mevcuttur, sahibi de beraber; insanda aşk-ı ilâhî o kadar fazla olmalı ki ateşi yakmalı” gibi irfanî anlamlar taşıyan sözleri vardır.

-----------------------------------------------------------------------

KELİMELER

Gizem: Sır / bilinmeyen şeyler, esrarengizlik
Gizem: 1. Duyuları aşan; usumuzun doğal durumunda, varoluşu ve özü bize kapalı, saklı kalan şey. 2. Doğaüstü inanç doğruları. 
Gizemcilik: 1. Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi, mistisizm.
Tinsel tutum ve düşünüş; yaşama doğrultusu olarak: 1- Karanlık, gizemle yüklü olana duyulan aşırı eğilim. 2- Açık olmayan, gizemsel düşünme biçimi. 3- Tanrısal sezgi yoluyle, algılanamayan doğaüstü gerçekleri yaşama. 4-Tanrı'ya erişme çabalarının tümü. 5- Yüksek bir gücü kavramak ve eylemlerini bu güce göre düzenlemek için gerçekliğin üstüne yükselme eğilimi.
Mekteb-i Nüvvab / Medreset ül Kudât: Kadı ve kadı  vekilleri yetiştirmek amacı ile açılmış okullar. (Şimdiki, Hukuk Fakültesi) Bu okullar, Muallimhane i Nüvvab olarak 1853 Yılında açıldı. 1884 Yılında Mekteb-i Nüvvab olarak ismi değiştirildi. 1911 Yılında adı yeniden değiştirilerek Metresed ül Kudât yapıldı.
Mükevvenat: Yaratıkların hepsi, kâinat mevcudat
Şehadetnâme / İcazetname: İlimde ve yazıda tahsilini bitirenlere verilen belge, diploma yerine kullanılan bir tabirdir.

Tezkere: Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt.

Mevleviyyet : 1. Bilgelik  2. Müderrislikten sonra gelen ilmiye sınıfından oluş. 3. Eyâlet kadılığı; yani, bir eyâletin bütün hukuki ve kazai işlerine bilfiil bakan kadı. "Mevâli" de denir. 

-----------------------------------------------------

KAYNAK: Nihat Azamat’ın TDV İslâm Ansiklopedisindeki yazısından yararlanılmıştır. 

----------------------------------------------------------------------